İşyurtları Kurumu İstanbul Fuarının Açılışı Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ Tarafından Yapıldı

Başkanlık16 Mayıs 2016 Pazartesi

Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu tarafından İstanbul'da her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve hükümlülerin el emeği göz nuru ürünlerinin ziyaretçilerin beğenisine sunulduğu “5'inci Ürün ve El Sanatları İstanbul Fuarı” bu yıl “Kadıköy İskele Meydanı”nda 11 Mayıs 2016 tarihinde açıldı.

Adalet Bakanı Sayın BEKİR BOZDAĞ tarafından açılışı yapılan Fuara; İstanbul Valisi Sayın Vasip ŞAHİN, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Basri BAĞCI ve Sayın Musa HEYBET, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Sayın Enis Yavuz YILDIRIM, Strateji Geliştirme Başkanı Sayın Alparslan AZAPAĞASI, İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Sayın Vehbi Kadri KAMER, İstanbul Vali Yardımcısı Sayın Osman ATEŞ ve Sayın Nurullah Naci KALKANCI, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Hadi SADİOĞLU, İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Fehmi TOSUN, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Selami HATİPOĞLU, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Turan ÇOLAKKADI, İstanbul Adalet Komisyon Başkanı Sayın Ayhan AYAN, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Sayın Ahmet Cüneyt YILMAZ, İstanbul Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Başkanı Sayın İbrahim TEMİR, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Sayın İsmail KANTAŞ, İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Sayın Gürcan SERCAN, İstanbul İl Emniyet Müdürü Sayın Mustafa ÇALIŞKAN, Beykoz Cumhuriyet Başsavcısı Sayın İdris TAŞCAN, Adalar Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Ahmet KURT, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Hikmet GÜLAY, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Ahmet AKKAYA, Kadıköy Kaymakamı Sayın Birol KURUBAL, Adalar Kaymakamı Sayın Hikmet DENGEŞİK, İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Sayın Kayhan AY, Sayın Osman YILDIRIM ve Sayın Ahmet Metin TURANLI, Kadıköy Belediye Başkanı Sayın Aykurt NUHOĞLU, İstanbul merkez ve çevre adliyelerde görevli hakim ve Cumhuriyet savcıları, ceza infaz kurumu müdürleri ve personelleri ile denetimli serbestlik müdürlüklerinde görevli müdür ve personeller katıldı.

Adalet Bakanı Sayın Bekir BOZDAĞ konuşmasında;

“Cezaevinde Bulunanlar Toplumun Bir Parçası”
Ceza ve tutukevleri, insanlarımızın bir kısmının değişik gerekçelerle hayatlarının bir bölümünü geçirdikleri ikamet yerleridir. Cezaevlerinde bulunan insanlar bulunuş gerekçeleri ne olursa olsun her biri devletimize emanettir. Onlara işledikleri suçlar nazarıyla değil de insan nazarıyla bakmak, onların onurunu korumak, hayatlarını güvenli bir şekilde sürdürmelerini sağlamak, cezalarının infazı tamamlandıktan sonra toplumun içerisinde saygın bir birey olarak yaşamasına yeniden fırsat vermek, imkan tanımak için CTE büyük bir görevi ifa etmektedir. Unutmamak lazımdır ki, cezaevlerinde bulunan her bir insanımız bu toplumun onurlu bir bireyidir. Suçluyu kazırsanız altından insan çıkar anlayışı tam da bunları ifade etmektedir. Bunlar ülkemizin değişik yerlerinde yaşarken bazen bilerek bazen bilmeyerek bir suç işlemiş olabilirler. Ama sonuçta bunları her biri bizim toplumumuzun bir parçası, bir kısmımızın eşi, bir kısmımızın babası, annesi, çocuğu, hasılı akrabası,yakınıdır. Onlara o gözle bakmak ve onların her birini ailelerinin emaneti olarak görmek Devletin ve Devlete hizmet eden herkesin vazifesidir. Biz de bu anlayışla bu çalışmaları yürüttüğümüzü ifade etmek isterim.

Genel Müdürümüz açıkladı. Eğitimden ve bu fuarda gördüğünüz gibi meslek edindirmeye kadar pek çok sanat benzeri el becerisi ve benzeri nitelikleri burada. Bundan sonra da bu çerçevede çalışmalar yürüyecektir.

“Tahliye Sonrası Yaşanan Sıkıntılar”
Cezaevlerinde cezasını çektikten sonra tahliye olan kişilerin hak ettikleri saygın yeri elde edebilmesi için toplumda onlara kucak açması lazım. İş aradığında, herhangi bir etkinlikte bulunmak istediğinde, herhangi bir faaliyetin parçası olmak istediğinde onların geçmişine bakarak bir ön yargı içerisine girmememiz lazım. Maalesef iş konusunda çok ciddi sorunlar yaşandığını biliyoruz. Cezasını çekmiş ama ailesi var, kendi geçimi var, herhangi bir yere iş başvurusu yaptığında onun adli sicil kaydına bakıp teşekkür edip gönderen pek çok işadamı var. Ben buradan İstanbul’dan onlara da çağrıda bulunuyorum. Düşmez kalkmaz bir Allah'tır. Cezaevine giren hiç kimse bunlar başına gelsin istemez. Allah kimseyi düşürmesin oraya. Ama oraya düşen insanlarından bu topluma karışma ve bu toplumda birey olarak yaşama hakkı olduğunu asla unutmamamız lazım. Cezasını çeken insana tahliyeden sonra yaşadığı ili açık cezaevine dönüştürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur olmamalıdır da. O nedenle işadamlarımıza çağrımı yeniliyorum ve diyorum ki, gelin her biriniz cezaevlerinden tahliye olmuş insanlarımıza iş verelim. Herkes yanında cezaevinde belli bir süre kalmış en az bir insanımızı çalıştırmış olsa kıyamet mi kopar? Hiç bir şey olmaz. Belki o insanların yeniden suç işlemesine engel olmuş oluruz. Onların topluma daha yararlı insanlar olmasına katkıda bulunmuş oluruz.

Siz kendinizi ceza çekmiş sonra tahliye olmuş biri yerine koyun. Aileniz var gidiyorsunuz iş için dinliyorlar, özelliklerinizi beğeniyorlar, fakat sizi arayacağız diyorlar. Sizin adli sicilinizi öğrendikleri zaman size teşekkür ediyorlar. Her gittiğiniz kapı yüzünüze kapanıyor. Ne yapacaksınız? Onurunuzla, alın terinizle, emeğinizle, mesleğinizle,donanımınızla, helalinden kazanmak istiyorsunuz ailenize kendinize, çocuğunuza bakmak istiyorsunuz ama size gittiğiniz bütün kapılar kapanıyor. Zorla insanları ikinci defa üçüncü defa suça iter bunlar. Onun için yeniden insanlarımızın suça itilmemesi için toplumun içine döndükten sonra da başkalarının da suça gitmemesi için burada toplumsal bakışımızı değiştirmeye ihtiyacımız var. Hayatın her alanında bu olumsuzluklar yaşanıyor ve bu olumsuzlukların bedeli hepimiz için daha da ağır olmaktadır. Umarız ki herkes “Düşmez kalkmaz bir Allah'tır” deyip gün gelir ben de benzer bir duruma düşebilirim diyerek içinden geçirmesinde fayda vardır. Bu yüzden ceza infaz kurumlarından çıkmış bu insanlara mutlaka ellerimizi uzatmak onlara iş ve aş vermek zorundayız. Vermeliyiz ki toplumumuz daha iyi bir hale gelebilsin, onlara da ikinci defa bir fırsat vermiş olalım.

“Cezaevlerine Yönelik Haberler Çarpıtmadır”
Ceza ve tevkifevleri çok ciddi eleştirilere muhatap oluyor. Muhatap olması da normaldir. Çünkü orada her birimizin deminde söylediğim gibi tanıdıkları, sevdikleri, saydıkları var. Onlara ilişkin bir takım olaylar olduğu zaman elbette burayı yönetenlerle ilgili eleştiriler olacak, şikayetlerimiz olacaktır. Buna bizim hiç itirazımız yok. Hem Anayasal hakkımız, hem de ceza ve tevkifevlerini yönetenlerin işlerini daha iyi yapmaları için büyük bir halk, kamuoyu denetimidir. Böylesi bir denetimin olması buradaki işlerin aksıya yönlerinin daha erken görülmesine, sorunların çözülmesine, olumlu adımların çoğaltılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Ama bilmenizi isterim ki ceza ve tevkifevlerine dönük haberlerin büyük bir kısmı çarpıtma, yönlendirme ve asılsız haberlerdir. Bunların yalanlanması için Adalet Bakanlığı'nda biz bir birim kursak, 7/24 çalışsa, bu birim bu işe yetişemez çünkü hemen hemen Türkiye’nin değişik her bir yerinde benzer haberler çıkıyor. Benzer yanlış, asılsız yorumlar çıkıyor, yönlendirme algı operasyonu çerçevesinde değerlendirmeler yapılıyor. Biz bunlarla ilgili kamuoyunu mümkün olduğunca bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi adliyelerde basın sözcülüğü kurduk. Medya iletişim büroları oluşturduk ki, bu tür algı operasyonlarına karşı zamanında kamuoyunun etkin ve doğru bir şekilde bilgilendirilmesi hem yargını yıpratılmasının önlenmesi bakımından son derce önemli, hem de vatandaşlarımızın doğru bilgi ve haber alma haklarına saygı duyma bakımından son derece önemli bir adım attık. Bugün Türkiye'mizin bütün adliyelerinde basın sözcülükleri var, medya iletişim büroları var. Bu tür haberleri takip ediyorlar, değerlendiriyorlar ve gerekli gördükleri zamanda açıklamalarını soruşturmanın gizliliğine riayet ederek, vatandaşlarımızın lekelenmeme hakkını, masumiyet ilkesini koruyarak, aynı şekilde haberleşme hakkının da gereğini yerine getirerek, Türkiye kamuoyunu doğru elden, doğru dilden bilgilendirme konusunda büyük bir çalışmanın yürütüldüğünü buradan ifade etmek isterim. Ama buna rağmen çarpıtma haberleri önlüyor muyuz? Önleyemiyoruz. İşte bugün Türkiye’de kendine çok büyük diyen bir gazetenin manşetinde diyor ki; “IŞİD firarı”, "5 tane mahkûm firar etti" diyor. Arkasından bir haber oluşturuyor. Nedir olayın aslı? IŞİD firarı dediğinizde ne anlarsınız? IŞİD’in teröristleri cezaevinden kaçmış anlarsınız, herkes öyle biliyor ama haberin içerisine girdiğinizde içinde başka bilgiler veriyor. Şimdi bir defa açık ve net bir şekilde söylüyorum bu haber, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin DAEŞ terörüne yardım ettiği algısını oluşturmak isteyenlerin değirmenine su çekmek maksadıyla yapılmış, algı operasyonu bir haberdir. Çarpıtma bir haberdir. Manşete onu çekiyorsunuz, altına başka şeyler koyuyorsunuz. Bu gazetecilik meslek ilkeleriyle, etik ilkeleriyle uyuşmaz. Düpedüz ahlaksızlık. Ahlaksızlığın manşeti mi olur? Diyorlar ki; 5 kişi DEAŞ’lı firar etti, manşet onu gösteriyor. 5 kişi dedikleri kişiler yargılanmışlar ceza almışlar, cezaları kesinleşmiş, açık cezaevine girme hakkı almışlar, çıkmışlar ve bunlar yargılanırken DEAŞ terör örgütü suçlamasından beraat etmişler. Mahkeme diyor ki; bunlar DEAŞ’lı değil. Bunlarla ilgili beraat kararı veriyor. Ve silah taşıma vs. konudan bunlar hakkında mahkumiyet kararı veriliyor. Bir defa mahkumiyetleri DEAŞ terör örgütünden değil, bunu içeride arka sayfada küçük küçük veriyorlar, manşette bunu vermiyorlar. 5 kişi deniyor 5 kişi yok. İstihbarat haber vermiş. Doğru, istihbarat ayın 3'ünde haber verdi. "Böyle bir kaçış planı var, olay var" diye ve bunun üzerine anında müdahale edilmiştir. Aynı gün üzerine gidiliyor, aynı gün bunları kapalı cezaevine almak için görevliler gidiyor. O arada mahkumlar açık cezaevinden gidiyorlar. Açık cezaevinden ayrılma bizim literatürde firar sayılmaz. Dış güvenlik, tel örgü yoktur. Neden? Cezası bitmek üzere olan kişiler genelde oraya çıkıyor. Ve topluma kazandırmak, rehabilitasyon sağlamak amacıyla da bulunuyorlar ve oradan sonra da topluma karışıyorlar. Belli aralıklarla ailelerine gitme imkânları var, izne gitme imkânları var. Neden bunu sağlıyoruz? Çünkü bu yönler bunların topluma kazandırılmasının faydalı olacağını değerlendiriyoruz ve bunun faydalarını da biz gördük. Bundan sonra da göreceğiz. Kaçmaları halinde kendi aleyhlerine olacak cezalar, yaptırımlar var. Ama toplumun içine karışması konusunda da onlara büyük katkılar sağlıyor. Ama maalesef gazete sadece, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin DAEŞ terör örgütüne yardım ettiğine ilişkin kara propagandaların, kirli anlayışların, bazı yerlerde doğruymuş gibi kabul görmesi için uğraş verenlerin değirmenine su taşımaktadır.

“Cezaevi Personelinin Özlük Haklarına İyileştirme”
Cezaevlerinin yönetimi bugün Adalet Bakanlığı’nda ama dış güvenliği İçişleri Bakanlığı'nda Jandarma eliyle sağlanmaktadır. Cezaevlerinin dış güvenliğinin tamamen Adalet Bakanlığı'na geçmesi ve cezaevinde çalışan personelin özlük haklarında iyileştirme yapılmasına ilişkin kanun tasarımız geçen dönem TBMM'ye gelmiş ancak genel kurul aşaması tamamlanmamıştır. İnşallah bu dönemde dış güvenlik yasasını Meclisimizden çıkaracağız ve infaz koruma memurlarımız dahil cezaevlerinde çalışan personelimizin haklarında da olumlu gelişmeleri sağlayacağız.”

İstanbul Valisi Sayın Vasip ŞAHİN konuşmasında;

"Ceza İnfaz Kurumlarımız Aynı Zamanda Birer Okul Haline Gelmiştir"
İnsan, bir diğer insana verilen, bahşedilen aslında en büyük emanettir. Dolayısıyla insanı, her birini kıymetlendirmek ve hiç birini de israf etmemek gibi bir görevle, sorumlulukla mükellefiz. Herhangi bir şekilde bilerek ya da bilmeyerek bir hata içersine düşüp onun karşılığında cezaevlerimizde, tutukevlerimizde misafir ettiğimiz insanımızı; yarın oradan ayrıldığında topluma yararlı, kendine güvenen, öz güveni gelişmiş, ''ne yapabileceğim bundan sonra'' diye düşünmeden hayata katılabilecek, çok rahat insanlar arasında yer bulabilecek hale getirmek Devlet olarak bizlerin görevi. Son yıllarda bu anlayışta önemli gelişmeler önemli ilerlemeler yaşıyoruz. Öncelikle Sayın Bakanım şahsınızda size ve bütün Adalet Bakanlığı camiasına bu anlayış nedeniyle teşekkür etmek istiyorum. Cezaevlerimiz aynı zamanda aslında birer okul haline geldi. Bir taraftan insanlar cezasını tamamlarken diğer taraftan eğitiliyorlar, bilgilendiriliyorlar, mesleki bilgi ya da beceriyle mücehhez olarak toplumda aramıza katılmış oluyorlar. Tabii aslında bundan sonrası topluma ait bir görev. Bu kadar iyi yetişmiş, bu kadar üzerine emek verilmiş insanlar toplumun arasına dahil olduklarında bizlerin onları daha fazla hüsnü kabulle kabul etmemiz, onlara gönlümüzü ve kapımızı açmamız, iş ihtiyaçları varsa iş adamları olarak onların bu taleplerini öncelikle yerine getirmemiz de bizlerin görevi olsa gerek. Aksi takdirde onlar toplumda dışlanmaya devam edilirlerse tekrar o geldikleri suç odaklarına, suç mihraklarına tekrar geri dönme ihtiyacı hissedeceklerdir. Çünkü insan yalnız yaşayamaz. Mutlaka kendine yaşayacak bir sosyal çevre, bir sosyal habitat arar. Dolayısıyla biz o insanları eğer bu halleriyle kabul edip ve bağrımıza basarsak İnşallah toplumdaki suç ve suçluluk oranının azalmasına elimizden gelen katkıyı sunmuş oluruz. Ben tekrar burada emeği geçen bütün mahkumlarımıza, tutuklularımıza teşekkür ediyorum. Onları yöneten cezaevi müdürlerine, onlara öğretmenlik, rehberlik yapan tüm eğiticilere ve burada bu serginin açılmasına vesile olan Anadolu Yakası Başsavcımıza, İstanbul Başsavcımıza, Adalet Bakanlığımız Müsteşarlığı'na, Genel Müdürümüze ve özellikle de siz Sayın Bakanımıza şükranlarımı arz ediyorum.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Sayın Enis Yavuz Yıldırım Konuşmasında;

İşyurtlarında Çalışan Hükümlülerin Salıverildikten Sonra İş Bulma Oranı 2014 Yılında Yüzde Kırk ve 2015 Yılında Yüzde 56 Olarak Gerçekleşmiştir. Bu Veriler İş Yurtlarında Verilen Eğitimin Kalitesini ve Başarısını Göstermektedir.
Ceza infaz kurumlarında bulunan suça sürüklenen bireylerin topluma kazandırılması, sorumluluk sahibi bir birey olarak, toplum içinde yer alabilmeleri amacıyla; ceza infaz kurumlarında eğitim, meslek eğitimi ve psiko-sosyal çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmalar ceza infaz kurumlarımızda görev yapan 433 psikolog, 281 öğretmen ve 171 sosyal hizmet uzmanı aracılığı ile; başta milli Eğitim Bakanlığı ve Üniversiteler olmak üzere birçok kamu kurum ve kuruluşu ile iş birliği halinde devam etmektedir. Bu kapsamda geçen yıl okuma yazma birinci ve ikinci kademe kurslarına yaklaşık 15.000, açık öğretim okuluna 7.500, açık öğretim lisesine 17.000, açık öğretim fakültesine yaklaşık 4.000, dört yıllık örgün lisans eğitimine 400, yüksek lisans eğitimine 80, doktora eğitimine 8 hükümlü ve tutuklu olmak üzere toplam yaklaşık 44.000 hükümlü ve tutuklu eğitim ve öğretimine devam etmiştir. Bu veriler bize bir yandan ceza infaz kurumlarındaki eğitim çalışmalarının başarısını göstermekte diğer yandan ceza infaz kurumlarımızın birer okula, birer eğitim merkezine dönüştüğünü ifade etmektedir. Eğitim çalışmaları içerisinde meslek edindirme çalışmalarının ayrı bir önemi olduğu şüphesizdir. Geçen yıl yaklaşık 70.000 hükümlü ve tutuklumuza ceza infaz kurumlarımızda çok farklı alanlarda meslek edindirme kursları açılmıştır. Yine meslek edindirme çalışmaları kapsamında hükümlü ve tutuklular aldıkları teorik meslek eğitimini pratiğe karşılığında bir yandan çalışma deneyimi edinmişler diğer yandan sigortaları yapılmış ve ücret almışlardır. Geçen yıl 259 iş yurdu müdürlüğümüzde yaklaşık 47.000 hükümlü ve tutuklu sigortalı olarak çalışma imkanına sahip olmuştur. Hükümlü ve tutuklular; talepleri ve eğitimleri dikkate alınarak tarımdan hayvancılığa, gıda sektöründen endüstriyel üretime kadar ülkemizin ihtiyaç duyduğu alanlarda, uzmanların rehberliğinde çalışmalarını son derece profesyonel bir şekilde sürdürmektedirler.

İşyurtları Ülkemize İyi Tarım Uygulamaları, Modern Küçükbaş, Büyükbaş İle Kanatlı Hayvan Yetiştiriciliği Başta Olmak Üzere; Hayvancılık, Tarım, Tekstil ve Endüstriyel Üretime Önemli Katkıları Olmakta, Gerçekleştirdiği Fuarlar ve Yurtdışı İhracatı İle Katılım Sağladığı Uluslar arası Sergiler İle Ülkemizin Tanıtımında Önemli ve Pozitif Bir Rol Oynamaktadır.

Hükümlü ve tutukluların 180 den fazla iş kolunda gerçekleştirdikleri iş yurdu çalışmaları kapsamında, aldıkları meslek eğitimi, kazandıkları tecrübe ile ceza infaz kurumundan salıverildikten sonra iş bulabilme imkanları şüphesiz artmaktadır. Bu noktada çok önemli bazı oranları muhterem heyete arz etmek istiyorum. İşyurtlarında çalışan hükümlülerin salıverildikten sonra iş bulma oranı 2014 yılında yüzde kırk ve 2015 yılında yüzde 56 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler iş yurtlarında verilen eğitimin kalitesini ve başarısını göstermektedir. Gerek ceza infaz kurumlarındaki eğitim ve iyileştirme faaliyetleri gerekse iş eğitimi ve üretimi faaliyetleri gerçekleştirilirken temel amacımız; ceza infaz kurumlarında bizlere emanet edilmiş olan hükümlü ve tutukluları sosyal hayata daha nitelikli olarak hazırlamaktır. Bunu yaparken de sayın bakanımızın talimatları ve infaz anlayışımız çerçevesinde insan hak ve onurunu her hal ve şartta gözetmekteyiz. İstanbul Kadıköy'de düzenlenen İşyurtları Fuarına ülkemizin değişik bölgelerinden 77 ceza infaz kurumumuz katılmıştır. Bu vesileyle faaliyetlerimize ve ceza infaz alanındaki tüm çalışmalarımıza destek veren ve bize rehberlik yapan, bugün de buraya gelerek bizlere güç veren sayın Bakanımıza ve her zaman yanımızda gördüğümüz ve infaz sisteminin gelişiminin her aşamasında büyük emeği ve katkısı bulunan sayın Müsteşarımıza ve siz değerli misafirlerimize teşriflerinizden dolayı şükranlarımı arz ediyorum.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Fehmi TOSUN konuşmasında;

Günümüzde ceza infaz kurumlarının amacı sadece cezanın infazını sağlamak değil aynı zamanda hükümlüleri ıslah edilmiş vaziyette topluma kazandırmaktır.
Ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde yürütülen eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında, İşyurtlarında hükümlü ve tutuklular tarafından üretilen ürünlerin sergilendiği, İstanbul'da beşincisi yapılan bu Fuarda, ülkemizdeki 77 ayrı ceza infaz kurumu bünyesindeki işyurtlarında üretilen ürünler sergilenecektir. Günümüzde ceza infaz kurumlarının amacı sadece cezanın infazını sağlamak değil aynı zamanda hükümlüleri ıslah edilmiş vaziyette topluma kazandırmaktır. Son yıllarda ceza infaz kurumlarımız sağlık, eğitim, barınma ve dış dünya ile iletişim olmak üzere pek çok alanda yüksek standartlara sahip olduğu gibi; temel eğitim, meslek eğitimi ve psiko-sosyal destek ile hükümlülerin salıverilme sonrasındaki hayatlarına hazırlayan bir eğitim, meslek edindirme ve rehabilitasyon merkezine dönüşmüş durumdadır. Açılışını yaptığımız bu fuar hasbel kader değişik nedenlerle suç işleyerek hüküm giymiş bireylerin henüz cezaları infaz edilmeden topluma kazandırılmış olduklarının en somut örneğidir. İşyurtlarında pek çoğu el emeği ve göz nuru olan gıdadan tekstile, ayakkabıdan hediyelik eşyaya kadar üretilen ve sergilenen bu ürünlerin dünya standartlarında bir kaliteye sahip olduğunu özellikle belirtmek isterim. İşyurtlarında mesleki eğitim çalışmaları kapsamında üretilen ürünlerin sergilendiği ve artık geleneksel hale gelen bu fuarlar ülkemizin insan odaklı ceza infaz kurumlarına sahip olduğunun ve yine insan haklarına saygılı bir devlet olduğunun göstergesi ve gurur kaynağımızdır. Ceza infaz kurumlarını mesleki eğitim ve meslek edindirme çalışmaları ile üreten ve katma değer oluşturan kurumlar haline dönüştürüp, bu kurumlarda boşa geçirilen ve tüketilen zamanı, insan kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirerek; suç işleyen bireyleri de eğitimli ve meslek sahibi olarak topluma faydalı birer birey haline getirilmesine imkan sağlayan ve katkıda bulunan başta Sayın Bakanımıza, Sayın Müsteşarımıza, Sayın Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürümüze, Sayın İşyurtları Daire Başkanımıza şükranlarımızı arz eder, fuarda sergilenen tüm bu ürünleri işyurtlarında üreten ve emek veren tüm cezaevi müdürlerimize, idarecilerimize, personellerimize, tüm hükümlü ve tutuklularımıza ve emeği geçen herkese teşekkür eder, başarılarının devamını diler, saygılar sunarım.

İlk iki günde İşyurtları Kurumu İstanbul Fuarını 31.600 kişi ziyaret etmiştir.